|
|
 |
 |
Okunma |
|
165 |
Yer: Cerrahpaşa Hastanesi. Yetmiş yaşındaki hasta adamın kendisine bakacak kızından başka ne erkek evladı ne de akrabası vardı. Bu yüzden sekiz kişilik erkek koğuşunda kızı refakatçi olarak yanında kalıyordu.
Hastanın durumu ciddiydi. Zar zor yatak bulabildikleri koğuşta, özellikle gecceler zor geçiyordu. Kaç gündür uykusuz olduğunu kendi bile hatırlamakta güçlük çeken kızı, gözlerini kırpmamaya özen göstererek, sürekli ayakta durmaya gayret ederek babasını izliyordu. (Hani şu beyaz delta sandalyeler var ya, onlardan bulup oturabilenler şanslıydı.) Sık sık kan verilmesi gerekiyordu babasına. Hastanenin kan bankasında bulunamıyordu hiç. Arkadaşları kan bulabilmek için adeta seferber oluyordu. Hasta adamın kızı çalışmıyordu o sıralar, bütçesi çok kısıtlıydı.
Her doğan güneş ile birlikte, sanki bir gün daha kazanılmış, sanki tüm acılar bitecekmiş gibi geliyordu. Ara, sıra babası gözlerini açıp, denizlerden güzel mavi gözleri ile ona bakınca, sevinçten tüm yorgunluklarını unutuyordu kızı.
Sabah doktorların vizit saatine yakın, gecceleri pek görünmeyen bir çok görevlinin kah paspas yaptığını, kah oradan oraya koşturduğunu izliyordu. Vizit saatinde tüm refakatçilerin hasta odalarını terk etmeleri isteniyordu.
Bir sabah hastanın kızına servis hemşiresi, ‘Profesör hanım sizinle görüşmek istiyor’ demişti. Merak ve endişe içindeki hastanın kızı uzun koridorda, yanındaki öğrenciler ile konuşan bayan doktorun kendisini çağırmasını bekliyordu. Dakikalar saat gibi gelmişti. Doktor yanındaki kalabalık öğrencilerinin arasından bakarak, eliyle gelmesini işaret ettiğinde;
‘............ isimli hasta yakınısınız değil mi?’ diye sormuştu
-‘Evet efendim’
-Hastanızın durumu bayağı ciddi. Sabaha kadar yaşaması mümkün değil. Bu gecce ölecek. Ancak, gecceleri bayağı inliyormuş. Koğuştaki diğer hastalar şikayet ediyor. Hastanızı tek kişilik bir odaya alın. Ama boş oda yok. Çözün bu problemi.
-?????
Ardından yanındaki öğrencilere dönerek;
-Çocuklar, ölmek üzere olan bir hastanın yakınına nasıl konuşmanız gerektiğini öğrendiniz.
Dedikten sonra, aynı ruhsuzlukla bakan öğrencileri ile beraber, sırtını dönüp gitmişti. Donup kalmıştı hastanın kızı. Şimdi bu ne demekti? Doktorluk bu mu? Bunlar mı o doktorun öğrencileri? Babası isteyerek mi inliyor, acı çekiyordu? Sabaha kaç saat vardı? Demek bu kadar kesindi o gecce ölüm...
Kendini toparlaması ve babasının başına dönmesi gerekiyordu. Tek yataklı boş oda aradı. Bulamadı. Koğuşa gelip, diğer hastalara durumu anlatıp, babası adına özür dilemeyi düşündü. Vazgeçti. Yatak olmadığı için o gecceyi yine aynı koğuşta geçireceklerini söyleyebildi sadece.
Gecce, her zamankinden daha hüzünlüydü hastanın kızı için. İçinden sürekli dua ediyor, Allah'a yalvarıyordu. ‘Beni yetiştiren, her zorlukta yanımda olan, destekçim, sırdaşım, her şeyim babamdır.’ ‘Ne olur babamı bana biraz daha bağışla Allah'ım’.
Sabah ezanına birkaç saat kala, odanın içinde herkesin kaybolduğunu, hasta babası ile sadece kendisinin kaldığını gördü şaşkınlık içinde. Ve değişik, muhteşem aydınlık içinde bir sesin ‘rahat ol’ dediğini duydu. Uyumuyordu halbuki. Anlam veremedi. Yorgun olduğunu unutacak kadar hissetmiyordu kendini. Sabah olurken, pencerenin önüne doğru gitti. Diğer insanları düşündü. Kim bilir o anda nerede, ne mutluluklar yaşanıyor, kimler belki de kendisinden daha kötü durumdaydı?
‘Karnım acıktı’ diyen babasının sesini duydu o anda. Maviş gözlerini açmış, sevgi ile kızına bakıyordu. Son derece iyi görünüyordu. Hemşire geldi. Tansiyonunu ölçerek;
-Babanıza ne oldu böyle? Durumu iyiye gidiyor dedi.
Hasta adam birkaç gün içinde hızla iyileşerek, taburcu olma durumuna geldiğinde, buna hiçbir doktor anlam veremiyordu. Şikayetçi olan hasta ise, birkaç gün sonra aniden kriz geçirerek vefat etmişti.
Ne tuhaf değil mi?
12 yıllık mücadelemizi kaybetmeden iki yıl öncesinde yaşanan çok zor, ama nefes almasına bile şükretmemi sağlayacak kadar varlığından mutluluk duyduğum eşsiz varlık babam ile özel hastanede olsak, aynı doktordan bu konuşmayı işitir miydim dersiniz?
Özel hastanecilik neden yaygınlaştı? Doktorlara daha çabuk ulaşmanın dışında, daha çok ilgi, daha çok güler yüz, etkili değil mi? Özel hastanede çalışan hekimin yaklaşımı, sizi karşılaması, dinlemesi, ilgisi, uğurlamasına kadar geçen süreç farklı değil mi? Aslında sağlıkta, imajı ve etkili iletişimi satın alıyorsunuz.
Not= soru istek vede gorusleriniz icin iletisim bolumden bize ulasabilirsiniz...
|