Anlamadan yaşıyordu yılları başlarda. Çünkü daha gerçek aşkın ve sevginin ne olduğunu bilemeyecek kadar küçüktü .O kocaman sevgiyi sığdıracak kadar büyük değildi yüreği. Yıllar geçmiş her şey o kadar değişmiştiki o küçük kız gitmişti. Artık yüreğide büyümüştü sanki. Ama bir türlü yolunda gitmiyodu hayat bi yerlerde bi eksiklik vardı. Kendini kocaman bi boşlukda gibi hissetmeye başladı zamanla. Oysa o kadar neşeli, o kadar güler yüzlü , hayatla o kadar barışık bi insandıki .. her şeye rağmen yüzündeki o tebessümü eksik etmezdi. Ama artık gülemiyordu. Aklı hep onda o mağzadaki gençte kalmıştı. Bi daha nerde görürdü onu bilemiyordu. Bundan günler önce gitmişti o mağzaya. Kendine bir şeyler alacaktı. Reonları tek tek gezmeye başladı. Bir tane gök msvisi bi elbise gördü ve denemek istedi. Üzerine giydi ve aynanın karşısına geçti nasıl olduğuna bakmak istedi. Tezgahtar kız kıskandığı içinmi böyle söyledi bilinemez ama ısrarla elbisenin kendisine hiç yakışmadığını söyledi. Aslında alışagelmiş bi Durum değil bu çünkü genelde mallarını satmak için en uyduruk şeyi bile çok yakıştı diyerek satmaya çalışırlardı. Ama bu sefer öyle olmadı. Birden o belirdi. Aynadan fark etti önce kendisine baktığını. Ve arkasına döndüğünde neden kendinse baktığını sordu. O da tezgahtar kıza bu elbiseden vazgeçtim bu bayanda çok daha güzel duruyor dedi. O zaman anladıki kızın üzerinde bu elbiseyi görünce aynısından istemiş genç ve zengin olduğu için daha yüksek bi para vereceğini onu bulması gerektiğinide ilave etmiş o bedende sadece kızın giydiği varmış o yüzden ısrarla yakışmadığını söylemiş. Tezgahtar kız bi anda kızardı ve kafasını kaldırıp bakamadı dahi. Çünkü elbisenin içinde tıpkı peri kızlarına benziyordu. Genç çocuk yanına gelerek ilave etti: lütfen bunu alın size çok yakıştı tıpkı gözleriniz gibi. Dedi. Kız bi anda farklı hissetmeye başladı kendini. ilk defa bi erkeğin ona iltifat etmesi hoşuna gitmişti. Çünkü kendisi gerçektende çok güzeldi ve etrafında ona iltifat eden bir çok genç vardı. Kız aynaya tekrar baktı ve: teşekkür ederim ama abartmayın lütfen sıradan bi elbise işde dedi. Genç sözünü bitirmesine fırsat vermeden : ben gördüğümü söyledim hanfendi size iltifat etmek için değildi sözlerim eğer siz böyle algıladıysanız kabahat bende değil dedi. Ve tezgahtar kıza bayan bana şu kıyafetide gösterebilirmisiniz dedi . sinirlenmişti bir anda oysaki hiç bişey söylememişti kız. Mütavazilikten mi sınıfta kalmıştı yoksa anlayamadı. Sonra o elbiseyi almaya karar verdi ve ücretini ödemeye gittiğinde kasada duran beyefendi ücretinin ödendiğini söyledi. Kız itiraz edercesine parayı uzattı. Ama adam alamıyacağını ücretinin ödendiğinin söyledi. Tezgahtar kızın yanına gittiğinde kız ücretini o beyin ödediğini söyledi. Bir şey demeden çıktı mağazadan. neden ???? die defalarca sordu kendine. Ve poşeti hiç açmadan koydu kenara.. günlerce onu düşündü çünkü ona karşı bir şeyler hissetmişti. O elbiseyide teyzenin kızının nişanında giyecekti onlarda uzakta oturuyodu. Nişan günü geldiğinde elbisenin hala poşette olduğunu fark etti çıkarttığından içinden bi kağıt çıktı şöyle yazıyordu :” şimdi bana kızacaksınız ücretini ödediğim için ama lütfen kızmayın çünkü gerçekten size çok yakıştı ÜNSAL.” Bu yazıyı okudu okudu okudu defalarca kez okudu ezberleyene dek okudu.. ve bavulunu hazırladı kağıdıda cüzdanının içine koydu. İstanbula doğru hareket ettiler. Teyzesinin kızı olan zeynepgilin evine geldiler. Zeynep çok heycanlıydı ee artık nişanlı bi kız olacaktı. Zeynep çok mutlu olduğunu ve kendisini bu hasta halinde kabul ettiği için nişanlısına minnet borcu olduğunu söyleyip durdu. O sırada tuğçe çantasına koyduğu kağıdı çıkartıp gösterdi zeynepe olanları kısa bi şekilde anlattı. Zeynep nerde görceksin artık onu diyerek alıylı bi tavır sergiledi. Tuğçe belli olmaz diyerek ekledi. Nişan ertesi gündü. Sabah oldu tuğçe gözleri gibi masmavi olan elbisesini giydi. Zeynep adeta onu kıskanırcasına “tuğçe sence abartılı olmamışmı? Nişanı olan benim sonuçta dedi.” Tuğçe sadece hafif bi tebessüm etti. Zeynep dışarıya doğru çıktı. O sırada yüksek sesle tuğçe diye çağrıyordu Zeynep. Ne olduğunu sordu tuğçe de gel bak kim geldi dedi. Kapıyı açmasıyla binlerce okun kalbine saplanması bir oldu. Bu oydu . günlerdir hayalin kurduğu insan. İçinden mağzada geçenleri anlatmaması için yalvardı sanki. Ünsal da aynı şaşkınlık içindeydi. İkisi sustu gözleri doluyordu sanki ikisininde. Sonra Zeynep tanışma faslına geçti. Daha sonra tuğçe odaya girdi yatağın üstüne uzandı. Çantasını açtı elinde not kalakaldı öylece. O sırada Ünsal ve Zeynep girdi içeri. Notu saklayamadı. Zeynep yine alaycı bi tavırla mağzada geçenlerin bi kısmını anlatmaya başladı notun içinde yazanlarıda tabiî kide. İsim benzerliğinide atlamadı. Sonra Ünsal dalga geçmemesi gerektiğini söyledi ve çıktılar odadan tuğçenin göz yaşları sel olup aktı. Nişan merasimi başlamak üzereydi. Tuğçe odadan çıktı. Zeynep yüzükleri tuğçenin takmasını istedi ısrarla. Tuğçe kırmamak adınamı yoksa kalbini bi nebze rahatlatmak adınamı bilinmez yüzükleri takmayı kabul etti. Elleri titredi takarken. Yüzüğü sevdiğinin parmağına geçiriken adeta kalbi parçalandı. Eli eline değmişti ne kadarda sıcaktı elleri. Daha sonra misafirler yavaş yavaş dağılmaya başladı. Zeynep lavaboya gitmek için izin istedi. Tuğçe ve Ünsal yalnız kalmıştı. Ünsal gözlerine derin derin baktı tuğçenin. Gözleri doldu ve “o gün seni ilk gördüğümde anlamıştım evet işte bu demiştim. Ama bunu hasta bi kıza yapamazdım dedi. Tuğçe ekledi madem hasta bi kız madem gözün başkasına onu severken bakabiliyo neden onunla evleniyosun amacın onu üzmekmi dedi. Ünsal ekledi “hayır tuğçe Zeynep benim hastamdı ve muayeneler sırasında hastaneye yatmasına karar verdik. Kanserin tek ilacı moraldir ve bire bir ilgilendim onunla bu sırada bana aşık olmuş her istediğimi yaptı ilaçlarını zamanında içmesini söyledim öyle yaptı , düzenli bi yemek proğramı hazırladım uyguladı. Bi gün yanına gelmeyim ne ilaç içerdi ne yemek yerdi. Sonra annesine açmış içini anneside bana. Yalvarmalarına dayanamadım kadının. Ve bi insan belki de benim yüzümden ölebir düşüncesi sardı bedenimi. O yüzden zeynebe evlenme teklifi ettim “ dedi. Biz konuşmalarımızı bitirdiğimizde Zeynep geldi ve ne kadar mutlu olduğunu söyledi. Zaman geçmeden evlendiler. Zeynepin nikah şahidi dahi oldum. Bi gün zeynepin evine misafir olarak gittim. Zeynep çökmüş gibiydi. Evliliklerinin üzerinden 2 yıl geçmişti daha. Ona evliliğinin nasıl olduğunu sordum o dA ben nedersem yapıyor bi dediğimi iki etmiyor çok mutluyum ama hastalığım ilerledi gün geçtikçe diye ekledi. Akşam olmuştu Ünsal geldi eve. Biçağre gibiydi. Yorgundu sanki bitkindi. Hoş geldin enişte dedim. Yüzüme baktı . bi an hiç bişey demedin geçti oturdu. Ertesi gün tekrar izmire döndüm. Aradan 1 ay geçmeden annemden bi telefon geldi zeynepin öldüğünü söyledi. Yıkılmıştım sanki. Çok severdim onu. Hastalığı nedeniylede herkes ona ilgi gösterirdi. Ve Ünsal geldi bi gün okula. Öğrencilerimden birisi gelip sizi Ünsal biye bir bey çağırıyor dedi. Kalbim kuş gibi hafif , ama içimde yanan bir kor olmuşcasına indim basamakları yanına geldiğimde tatlı bi tebessümün altında kirli sakallarından süzülen bi damlacık yaş gördüm sildim elimle. Tuğçe dedi ve ekledi ardından. “Seni ilk gördüğüm andan beri çok sevdim. O mağzaya seni bi daha görebilirmiyim umuduyla defalarca kez geldim. Ama sen yoktun. Seni o anda görseydm emin ol ki evlenmezdim. Çünkü senin gözlerinde gördüğüm ışığı kimsede göremedim. Öyle bi baktınki o gün bana sanki aklım yerinden gitti. Kalbim sanki senin avuçlarına konmuş gibiydi. Sen olmadığın anda o kalbimde düşecek parçalanacak gibi oldu.” “Nasıl olur??? Sen zeyneple evliydin lütfen bunları bi daha dile getirme amacın benim kafamıda mı karıştırmak ben seni sevmiyorum” dedi tuğçe .. Ünsal “ seninde beni sevdiğn ortada ama hem o nişan günü elindeydi yazdığım kağıt. Hem hem Zeynep ede bahsetmişsin mağzada ….” Sözlerini bitirmesine izin vermedi tuğçe “o zaman farklıydı bilmiyodum gerçek aşk ne dir hoşlanma nedir. Ama şimdi anlıyorumki gerçek aşk değilmiş yaşadığım üstelik sen zeyneple evlendin o ölmüş dahi olsa onun kocasıyla evlenecek kadar ucuz değilim” dedi. Ünsal “bizim karı-koca hayatımız olmadı. Onun hastalığını bahane ettim ve ayrı odalarda kaldık. Seni hiç unutamadım ve sana bi gün kavuşacağımız umuduyla yaşadım. Nişanda ve düğünde çekindiğimiz fotoğrafları sakladım hergece baktım onlara her gece.. seni unutamadım.”dedi. tuğçe bende seni unutamadım dememek için sor tuttu kendini. Asıl yapmak istediği ta en baştan sarılmaktı boynuna ama yapamadı. Sonra biz senle asla olamayız en başta ailem karşı çıkar dedi. Ünsalın bütün yalvarmalarına rağmen kabul etmedi tuğçe. Ve ayrıldı ordan arabasına bindi Ünsal. Bütün hızıyla sarıldı direksiyona. Sonra önüne bi köpek çıktı arkadan gelen kamyonu fark edemedi ve firen yaptı. Sonra yoğun bakıma kaldırıldı dilin de tek o isim tuğçe .. kötü haber tez duyulur sözünü doğrularcasına kazanın akşamı haber geldi tuğçeye hemen hastaneye gitti. Tuğçe olduğunu söylediğinde hemen yanına götürdüler. Görünce ünsalı tanıyamadı yüzü tanınmayacak hale gelmişti. Elini tuttu öptü öptü. Ve seni çok seviyorum özür dilerim diyebildi. Ünsal hiç hareket etmeden yatıyordu. 2 gün sonra doktor tuğçeye “ünsalın yakınlarına haber vermeye çalıştık ama kimsesi olmadığını yetiştirme yurdunda kaldığını ve istanbulda bi hastanede doktorluk yaptığını öğrendik tek tanıdığı sizsiniz. Bunu zor da olsa size sölemem gerekiyo. Şu anda bitkisel hayatta yaşama ihtimali çok az ve ona böle acı çektiriyoruz fişi çekelimmi?” dedi tuğçe isyan edercesine bağırdı. Binlerce defa hayır dedi. Ünsalın yanına gitti. Ellerinden tuttu. Bırakmıycam seni bırakmıycam dedi. Günler aylar geçti.. Ünsal dan hayat belirtileri vermeye başladı. Sevdiği güç vermişti ona. Önce eli hareket etti. Sonra gözlerini açtı. Sonra ayakları hareket etti. Ağzından çıkan ilk kelime tuğçe oldu. Sonra tamamen iyleşti. Seninle yeniden doğdum ben.. sen benim yaşama sebebimsim. ALLAH a binlerce defa şükürler olsnki beni senin gibi bi hediyeyle mükafatalandırdığı için dedi. 1 yılı gizli saklı geçirdiler. Ve tuğçenin ailesi öğrendi. Babası tuğçeye çok kızmış ve onu dövmüştü. tuğçe ünsala anlattı. Ünsal ben sana dokunmaya kıyamazken seni nasıl döverler dedi. Ve tuğçe evden ayrıldı. Şu anda evliler bir kızları var adı Zeynep…. Ailesine durumu anlattılar zamanla onlarla görüşmeye başladılar… birbirlerine hala ilk o mağzada gördükleri gün gibi aşıklar